Profil de kamilSuleyman oglu kamil önalPhotosBlogListesPlus Outils Aide

Blog


25 mars

Kim Beni severse cennettedir

 

Enes  bin Malik (r.a) diyor ki Resulullah bana şöyle buyurdular Yavrucum! Kalbimde kimseye karsı bir

kötülük beslememeğe çalış gücün yeterse gece ve gündüz bunu yap. Yavrucugum! bu benim sunnetimdir.

Kim benim benim sünnetimi hayata gecirirse gercekten beni sevmiş olur. Kimde beni severse benimle

birlikte cennettedir...

ŞEFAAT YA RESULALLAH

Commentaires (3)

Veuillez patienter...
Le commentaire entré est trop long. Raccourcissez-le.
Vous n'avez rien entré. Réessayez.
Il est actuellement impossible d'ajouter votre commentaire. Réessayez plus tard.
Pour ajouter un commentaire, tu dois avoir l'autorisation de tes parents. Demander l'autorisation
Tes parents ont désactivé les commentaires.
Il est actuellement impossible de supprimer votre commentaire. Réessayez plus tard.
Vous avez dépassé le nombre maximal de commentaires qu'il est possible d'envoyer le même jour. Réessayez dans 24 heures.
Votre compte a pu laisser les commentaires désactivés parce que nos systèmes indiquent que vous risquez d'arroser d'autres utilisateurs de messages. Si vous pensez que votre compte a été désactivé par erreur, contactez l'assistance en ligne de Windows Live.
Effectuez la vérification de sécurité ci-dessous pour finaliser l'envoi de votre commentaire.
Les caractères entrés pour la vérification de sécurité doivent correspondre à ceux de l'image ou du fichier audio.

Pour ajouter un commentaire, connectez-vous avec votre identifiant Windows Live ID (si vous utilisez Messenger ou Xbox LIVE, vous avez un identifiant Windows Live ID). Connectez-vous


Vous n'avez pas d'identifiant Windows Live ID ? Inscrivez-vous

ahmed aka écrit :




“Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla”

 

 

EBRU MİSALİ

 

Suya çizdim asrının suretini

Bir damla kırmızı damlatıyorum yüreğimin fırçasından

Uzak diyarlarının ufuklarındaki kızıllığı andırması adına

Kızgın çöllerin ortasındaki en eşsiz vaha olan mescidin için

Yeşilin en güzel tonunu seçtim

Engin Ummanlardan rengini alan gökyüzü

Masmavi bir atlas gibi üzerini örtüyor şefkatle

Hicretinle ayrıldığın beldenin rengiydi

Hüzünle yaşanan hazan mevsiminin sarısı

Meftunun olan bulutlar sensizken

Grinin en koyu tonuna bürünmüştü

İkliminde boy veren güller

Mutluluğun tozpembesiyle tebessüm eder her bahar

Sırtını dayadığın ağaçlar gidişinle beraber

Çoktan yeşile veda edip kahverengiyle dost oldular

En sadık bekçin olan mağara ağzındaki güvercinin tüylerinde gördük

Beyazın en merhametli dokunuşunu

Hasret morlarımızı geride bırakıp

Umut eflatunlarıyla koşuyoruz asrına

Cehalet siyahının üzerini

Şefkat ve merhametinin aklarıyla boyuyoruz

Ebru misali

Hoşgörüyle dokunuyoruz fırçamıza

Devrindeki güzellikleri nakşetmek adına

Tıpkı senin yaptığın gibi Efendim

Batılı Haktan ayırmak için hoşgörüyle

Dokunduğun yürekler misali

Kadifemsi bir dokunuşla dokunuyoruz yürek denilen mana suyuna…

 

İLKNUR DOĞANAY

 

hayırlı cumalar kardeşim selam ve dua ile

27 Juin
ismail durmaza écrit :

google İSMAİL DURMAZ CEP yazınız ÇOKGÜZELCEDİNLEYİNİZ HOCALARI BU SİTEYİ HERKESE TAVSİYE EDİNİZ HARAMLARA ÇOKDİKKATEDİNİZ HOCALARI ÇOKEYİDİNLEYİNİZ HOŞTAKALINIZ ÇOK ÇOK DİNLEYİNİZ

21 Avr.
ahmed aka écrit :
Sebepler sükut ettiği zaman
SABAHATTİN EŞİT
Büyüklük hiçliğin içinde gizlidir. Hiç’lik ise vicdanın genişliği kadardır. Ve insan vicdanının genişliği kadar insandır aslında.

Bize en yakın olanlara ne kadar uzağız, ta içimizde olanlara ne kadar yabancıyız. Oysa bu kadar zor olmamalıydı vicdanımızın sesini dinlemek, yanlışa hayır demek, doğruyu gök kubbenin maviliğine haykırmak, hakikati ademoğlunun yüreğine yansıtmak, yansıtabilmek bu kadar zor olmamalıydı.

İradeyi iradesiz olanın eline verdiğimiz günden bu yana, tersinden sökün etmeye başladı hadiseler. Acıdır ki ilk çareler hep son çare olarak aklımıza gelir oldu. Gözlerimizin yaşı yüreğimizi ıslatmaya yetmedi ve kim bilir, taşlarla bütünleşmeye yüz tutmuş yürekleri yumuşatamayışımızın nedeni de belki de buydu. Ne de olsa sebeplerin dünyasıydı yaşadığımız… Ve öyle demiyor muydu bir yiğit bilge: Kalbe hitap etmek için kalpten konuşmak gerek…

Görünenle yetinip görünmeyeni ihmal etmek nelere, ne kadar acı verdi ve nelere bedel oldu… Kim bilir?.. Oysa görüneni şekillendiren, görünmeyenin kendisiydi. Ve insanı görünenle sınırlayıp, görünmeyene kapalı tutan, kabukla meşgul edip özü unutturan hiç’liğin dışındaki büyüklük değil miydi?

İbrahim (as)’ı ateşlere gönderirken Nemrut, varlık, duruşunu belli ediyordu. Kimisi odun, kimisî su taşıyordu ve yollar çiziliyordu milenyumlara. İbrahimî olmanın, olabilmenin adı yazılıyordu gök kubbeye. Hasbünallah… Milenyumun nemrudileri atarken ademoğlunun ruhunu, sönerken söndüren ateşlere, bir fark kalıyordu iki nemruttan geriye: Biri bedeni (görüneni), diğeri ruhu (görünmeyeni) mancınığa koyuyordu. Varlık duruşunu belli ediyordu ama su taşıyanlar buhar olup uçuyor ve odunlar insanlığın beslendiği meydanlara yığılıyordu. Ama kan ve irinin ortasından içinde şifa olan sütü akıtan HAYY, buhar olup uçan suyu hicranlı bir şafak vaktinde yağmur gibi yağdıracaktı. Ve işte hesapta olmayan da buydu…

Bedenin kendisi görünendi, bedene hayat olan ruh ise görünmeyendi ve ruhun aslı ne ise bedenin faslı o oluyordu. Çağın problemiydi işte bu; eşyanın hakikatini anlayamama ve algılayamama. Bedenin ihtiyaçlarını karşılayıp ruhun ihtiyaçlarını yok sayanlar, hayatı bir gözlerini kapatarak mı yaşıyorlardı veya varlığa tek gözle mi bakıyorlardı acaba...

İşte çağın cahiliyesi 1.400 sene öncekinin cahiliyesinden daha bir tecrübeli, daha bir sinsi, daha bir zeki... Onlar bedeni kızgın çöl kumlarına gömerken, devrin tahsil görmüş cahiliyesi o bedene hayat olan ruha çevirmiş oklarını, onun sınırsızlığını bedenin sınırlarına hapsedip bedenin tahakkümü altına almaya çalışıyor. Bedene dokunmuyor ama toprağın altında, toprağa uzanmış ve bedene hayat veren kökleri kesiyor, onları kurutmaya çalışıyor... Heyhat ki hesapta olmayan, hesaba katılmayan bir şeyler vardı...

Sebeplerin dünyasında yaşasak da sebeplerin de sükut ettiği zamanlar vardır. Ve sebepler sükut ettiği zaman yürekten konuşacak erlere ihtiyaç vardır. Zarfın değeri mazrufundadır. Mazrufumuz olan yüreğimizde sebepler sükut ettiği zaman konuşacak derman, konuşturacak ferman ACABA VAR MIDIR?..

selam ve dua ile
1 Avr.

Rétroliens

L'URL de rétrolien de ce billet est :
http://cid-36ab62643c13b565.spaces.live.com/blog/cns!36AB62643C13B565!239.trak
Blogs Web qui font référence à ce billet
  • Aucune